ABD. VE AB'NİN BÖLEMEDİĞİ ÇELİK: TÜRKİYE...

2018-02-14 23:18:00

ALINTIDIR-   AMERİKA… Yıl 1786 idi. İlk defa, ABD bandıralı bir gemi Osmanlı limanlarından birine yanaştı. Adı “Grand Türk” idi… İçine taşıdığı yolcular ise, Anadolu’ya ekilmek üzere gönderilen ilk nifak tohumları olan misyonerlerdi. İlk önce İzmir ve çevresine yuvalandılar. Türk devletinin geniş hoşgörüsünden (aslında gafletinden) yararlandılar! Anadolu’da birçok misyoner okulu açtılar. Okullarına öğrenci olarak da daha çok Bulgarları, Ermenileri, Rumları, İngilizleri, Yahudileri ve Kürtleri aldılar! Yeni kiliseler kurdular etrafında cemaatler oluşturdular, Matbaalar kurdular ve maalesef bu milletin aleyhinde binlerce kitap, dergi vb. basmak suretiyle kararlı bir şekilde faaliyetlerine devam ettiler! 1863 yılına gelindiğinde bu matbaalarda Ermenice, Rumca, Bulgarca, İbranice, Kürtçe ve Türkçe olmak üzere basılan kitap sayısı 160.000’i aşmaktaydı. 1900 yılına gelindiğinde ise sadece Anadolu’da (İstanbul dâhil) 400’ü aşkın okulda 17.500 civarında öğrenci okutmaktaydılar. Daha doğrusu, nifak tohumlarını bu öğrencileri zehirlemek suretiyle ekmekteydiler! Bir karşılaştırma yapabilmek açısından aynı dönemdeki Türk okullarının sayılarını da vermek gerekmektedir. 1913-1914 yıllarında sadece Anadolu değil, bütün İmparatorluk dâhilindeki Sultaniye ve İdadilerin sayısı 63 ve buralarda okutulan öğrenci sayısı ise sadece 6.800 civarında idi. Osmanlı devleti, 1869’dan itibaren her türlü yabancı okulu yakından izlemeye başlayınca, gözdağı vermek için Osmanlı karasularına ABD savaş gemilerinin gönderilmesini dahi gündeme getirdiler! Çünkü dönemin ABD Başkanı Theodore Roosevelt’e göre dünyada herkesten önce ezilmesi ge... Devamı

DÜŞMANI EN ÇOK OLAN DİN : İSLAMİYET

2018-01-19 17:36:00

Gittiğim THM korusunda seslendirdiğimiz iki türkü çok dikkatimi çekti. “ALİ’Yİ GÖRDÜM ALİ’Yİ” parçasında ALİ’yi TUR DAĞINDA MUSA ile gördüm yazmış yazan kişi. Bir diğerinde ise “AR NAMUS ŞİŞESİNİ TAŞA ÇALDIM KİME NE” demiş yazan. Hz. Ali (A.S) Allah’ın Aslanı ünvanını almış Hz. Muhammedin damadıdır. Yani Müslüman ve muhterem bir şahsiyettir. Onu Tur dağında Hz. MUSA ile gördüğünü yazan kişi Alevi kardeşlerimizi YAHUDİLİĞE mi yaklaştırmak istemiş acaba. –Sarınım bir plan dahilinde- Müslümanları birbirine düşman etmek için nifak tohumu ekmiş o cümle ile. Keza “AR NAMUS ŞİŞESİNİ TAŞA ÇALDIM KİME NE” diye yazan kişi de, toplumun en hassas noktası olan namus konusunda  zaafiyet  yaratmak istemiş.  Bu cümleyi yazan kişi, yıllardır, -yasak olduğu için- ibadetlerini gizlemek zorunda kalmalarından dolayı yaptıkları bir olayı, haysiyetsizce “mum söndü” oyunu diye aşağılayıcı bir yoruma da kapı aralıyor kasıtlı olarak. Uzun yıllardır Alevi kardeşlerimizi her konuda dışlamak ve eleştirmek isteyen cahillerin eline koz vermiş her iki cümleyi yazan kişi de. Bu iki cümleye denk geldim. Kim bilir daha ne gibi SUBLİMİNAL mesaj içeren yazılar vardır. Aynı şekilde; toplumun en çok önemsediği değerlerin başında gelen NAMUS ve DİN konularında da düşüncesizce ve cahilce konuşan sözde hocalar da bu şairler kadar toplumun birliğine ve huzuruna zarar vermekle kalmıyorlar, toplumsal kırılmalara yol açıyor. Din hakkında uluorta konuşanları susturmak çok önemli bir hal almıştır. Her türlü soru/cevap ve din hakkında bilgilendirme işi Diyanet İşleri Başkanlığı tekelinde olmalıdır. Boşuna dememiş atalarımız; HAİN İÇERİDEN OLUNCA KAPI KİLİT TUTMAZ&rdqu... Devamı

MANEVİYAT/MEDENİYET

2017-12-24 15:06:00

Dinler, toplumsal ahlakı yaymak, beşeri ilişkilerde karşılıklı sevgi / saygıyı hakim kılmak, görünen ve sahip olunan herşeyin geçici olduğunu, yani ölümü hatırlatmak suretiyle hırslardan arınmayı sağlamak, bilime yol göstermek… vb. amaçlar ile insanlara tevdi edilmiştir. İnanan bir insanın, bunları idrak edip iman etmesi ile insani yönü ve karakteri gelişir. Ancak, dinlere ve değerlerine sahip çıkılmaması sonucu günümüzde toplumsal ahlak ve değerler çökmüştür. (özellikle İslamiyet üzerinde) halen (mahalle aralarındaki kurslarda Kur’an (Arapça) okumayı öğrenip, din üzerinde ahkam kesmeye kalkışanların, yorumlama kabiliyeti olmayan* din görevlilerinin de alet olmasıyla) de bu provokasyon sürdürülmektedir. Bu çerçevede, görsel iletişimin gelişmesi ile de toplumsal inançları provoke ederek dejenerasyon yolunu açma yöntemleri de artmıştır. -Özellikle mübarek sayılan günlerde- Birçok TV kanalında, gerek akademisyen, gerekse alaylı kişiler dini sorulara yanıtlar vermektedir. Bu cevapların bir kısmı dini olup kutsal kitabımıza dayandırılmakta, büyük bir kısmı da hadisler ile ilişkilendirilmektedir.  Ne yazık ki uydurma hadisler o kadar çok ki gerçek hadisleri ayıklayıp topluma anlatmak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Sorunların büyük bir kısmı insana verilen zeka (yorumlama kabiliyeti) karşısında basit  –laf olsun diye sorulmuyorsa- ve gereksizdir. Bir kısmı da din ile ilgili olmayıp toplumsal değer ve ahlaki tutumla ilgilidir. Birkaç örnekleme ile açayım konuyu; 1- Sakız çiğnemek orucu bozar mı ? Boğazıma su kaçarsa orucum bozulur mu ?... vb. Cevap olarak: Sen eğer orucun anlamını ve kapsamını öğrenseydin bu soruları sormazdın. Sen ne yaptığını bilmed... Devamı